|
Haftanın seçkin maddesi |
|
Hazar Kağanlığı, 7 ve 10. yüzyıllar arasında Karadeniz'in kuzey kıyıları, Kiev'e kadarki bugünkü Ukrayna toprakları, Hazar Denizi'nin kuzey ve kuzeybatısını kaplayan geniş topraklarda hüküm sürmüş olan ve İbrahim Kafesoğlu'nun iddiasına göre Doğu Avrupa'da düzenli bir devlet kuran Türk devletidir. Hazar kelimesi, gez anlamına gelen kaz kökünden türemiştir. Ka-zar; gezer yani serbest dolaşan, bir yere bağlı olmayan anlamına gelmektedir. Hudūd al-'Ālam adlı esere göre, Hazar Kağanları Ansa' sülalesindendir ve Orta Asya'dan gelmişlerdir. Hazarların bir süre Büyük Hun Devleti'ne bağlı kavimler arasında bulunmuş olmaları ihtimali vardır. 586'dan sonraki Bizans kaynaklarında Hazarlar, "Türkler" olarak geçmektedir. İslamiyet'ten önce Türklerin tamamına yakını Tengrici olmasına rağmen Hazar Kağanı ve yönetim kademesindeki Türklerin çoğu, 740'lı yıllarda Museviliği benimsemiştir. Birkaç akademisyen, Yahudileşmiş Hazarların birçok Doğu Avrupa ve Rus Yahudisinin ataları olduğunu düşünmektedir. Tüm bunların yanı sıra Hazarlar dinî toleransın yaygın olduğu ve Paganizmin serbestçe yayıldığı bir toplumdu. 10. yüzyılın başına kadar genişlemesini sürdüren ve Hazar Denizi'ne adını veren Hazarlar, daha çok Halife Osman'ın başında bulunduğu İslam Devleti ve Sasanilerle savaştılar. Kağanlık doğudan gelen Peçenekler sebebiyle zayıfladı ve 11. yüzyılda Kiev Knezliği tarafından yıkıldı. Devamı... |
|
|
Günün maddeleri |
|
Terziler Sinagogu, ya da Tofre Begadim Sinagogu (Almanca: Schneidertemple), İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde yer alan bir sinagogtur. Galata semtinde, Özel Avusturya Sen Jorj Hastanesi'nin arkadında, Felek Sokağı üzerinde bulunmaktadır. Aşkenaz cemaati için kurulan sinagog, cemaatinin büyük ölçüde azalması nedeniyle 1960'larda kapatılmıştır. Bir süre kullanım dışı kalan sinagog, 1998 yılında bir sanat galerisi hâline getirilerek yeniden kullanılmaya başlanmıştır.
19. yüzyılın sonlarında, Galata semtinde yaşayan Aşkenaz cemaatin ibadethane gereksinimini karşılamak amacıyla girişimlerde bulunulmuş ve izin için dönemin padişahı II. Abdülhamit'e başvurulmuştur. 1893 yılında bir fermanla sinagog inşaatına izin verilmiş; Musevi cemaatinin bağışları ve Osmanlı Bankası'ndan krediyle sinagog inşaatına kaynak sağlanmıştır. Sinagog 1 yıllık inşaat sürecinin ardından 8 Eylül 1894'te ibadete açılmıştır. 1940'lara değin yoğun olarak kullanılan sinagogun cemaatini genellikle esnaf ve sanatkârlar oluşturuyordu. Ancak sinagogun cemaati 40'lardan sonra başka sinagogları kullanmaya ve bölgeden taşınmaya başlayınca, 1964 yılında sinagog kapatılmak zorunda kaldı. Devamı...
|
|
DNA nanoteknolojisi, nanoteknolojinin bir alt sahasıdır, DNA ve diğer nükleik asitlerin moleküler tanıma özelliklerini kullanarak yeni moleküler yapılar oluşturmayı amaçlar. Bu sahada, DNA kalıtsal bilgi taşıyıcısı olarak değil, yapısal bir malzeme olarak kullanılır. Bunun uygulaması moleküler özbirleşme (İng. self assembly) ve DNA hesaplamasıdır.
DNA nanoteknoloji kavramı 1980'li yılların başlarında Nadrian Seeman tarafından icat edilmiştir. Bir kristalograf olan Seeman, bazı moleküllerin kristalleştirilmesini sağlayacak şartların bulunmasının tahmine ve tesadüflere dayalı olmasından yılmıştı. 1980'de, M. C. Escher'in Derinlik adlı gravürü ona ilham vermiş, üç boyutlu bir DNA örgüsünün (latisin), kristallenmesi amaçlanan molekülleri yönledirebileceğini farkettirmiştir. 1991'de Seeman'ın laboratuvarı, DNA'dan oluşan bir kübün sentezi hakkındaki raporunu yayımladı. Seeman, nano-ölçekli bu ilk üç boyutlu cisim için 1995'te Feynman Nanoteknoloji Ödülünü almıştır. Nano-kübün ardından, DNA'dan yapılmış kesik oktahedron gelmiş ama anlaşılmıştır ki bu cisimler üç boyutlu bir örgü oluşturabilecek kadar rijit değildir. Devamı...
|
|
|
|